Çıktığı Tarih :1995
Yayın evi : Bantham Publishing
Yazar : Roger MacBride Allen
Zaman Çizelgesindeki Yeri : Endor’dan 14 yıl sonra
Ambush At Corellia
Assault At Selonia
Showdown At Centerpoint
Yeni Cumhuriyet artık iyice kurulup şekillenmiş olmasına rağmen, çok önemli Corellia Sistemi ve çevre bölgeler, hala İmparatorluk sonrası çöküş döneminde kendilerini soktukları aşırı içe dönük ve ekonomik olarak karanlık durumdan kurtarabilmiş değil. Bu bunalımlı ortamda, Corellia’da gerçekleştirilecek olan bir ticaret zirvesi, hem Corellia’nın Cumhuriyet’e kazandırılabilmesi, hem de sistemdeki sorunların çözülebilmesi için görünürdeki en iyi fırsattır. Başkan Leia Organa Solo, Han ve üç çocukları; Jacen Jaina ve Anakin’i de alarak Corellia’ya giderler. Hem bu zirveye katılacaklar, hem de fırsattan yararlanıp ailece bir tatil yapacaklardır. Yıllardır Corellia’ya ilk kez gelen Han için de anavatanını tekrar görmek için iyi bir fırsattır bu. Ama elbette ki, işler istendiği gibi gitmez. Corellia’da görünürde herşey normal gidiyor olsa bile; yüzeyin hemen altında, patlamak üzere olan bir dizi isyan ve karmaşa beklediği ortadadır. Bilinmeyen, yüzlerini göstermeyen bazı düşmanlar, anlaşılamayan amaçlarını gerçekleştirebilmek için mobilize olur; ve Corellia sisteminin inanılmaz sırları açığa çıkmaya başlarken Han da geçmişine gömüp unuttuğunu sandığı bir yüzle tekrar karşılaşmak zorunda kalır.
Öte yandan, Lando aşırı inişli çıkışlı, bir an başarı, bir sonraki an felaketle karşılaşan iş hayatından ve atılımlardan sıkılmış ve daha güvenilir ve yeni bazı atılımlar peşindedir; ve bunun en iyi yolunu bulduğuna inanır: zengin bir kadın bulup onunla bir iş evliliği yapmak! Bu yüzden listesindeki adayları birer birer ziyaret edeceği tuhaf bir yolculuğa çıkar ve bir şekilde Luke’u da kendisiyle gelmeye ikna eder.
Corellia üçlemesi gerçekten çok eğlenceli bir seri. Kitapların yazım tarzı nispeten basit, yazarın bazen aynı şeyleri ve düşünceleri, durumları tekrar tekrar karakterlerin gözünden anlatmak gibi bir huyu var. Ama bir kere alıştıktan sonra keyifle okunabiliyor. Ancak hafif yazım tarzıyla ters bir şekilde, MacBride Allen’ın çok iyi ve orijinal fikirleri var. Üçleme, yayınlandığı zaman dek pek çok kez lafı geçen, ama hiç gitmediğimiz Corellia Sistemi’ne ışık tutması bakımından önemli. Bir diğer mesele de; asıl komplonun ardındaki güçlerin, işlerini kamufle etmek için başvurdukları çare: ırkçılığa dayanan anarşi ve ayaklanmalar. Star Wars’ta, hükümet baskısıyla bir arada sorunsuz yaşayan ırklar olan insan, Selonian ve Drall’ların, bir kez sistem çökünce birbirlerine girmeleri oldukça ilginç bir nokta. Ve Solo’ları, çocuklarıyla birliktre bir aile olarak incelediğimiz ilk kitaplar arasında bunlar.
Bu kitapların başlıca bir sorunu varsa, o da fazla erken yazılmış olmaları. Şöyle ki, MacBride Allen bu kitapları 1994′te yazar ve onları Endor’dan 14 yıl sonrasına yerleştirirken, o sırada Endor’dan en ileri giden öyküler 7 yıl ilerideydi; en fazla. Yani bu hikayeler 1995 gibi erken bir tarihte, 7 yıl ileriye atladılar. Bu pek ciddi bir devamlılık sorunu oluşturmasa bile, sebep olduğu tuhaflıkları insan özellikle Endor sonrası EU kitaplarını kronolojik sıraya göre okuduğunda anlıyor. Özellikle aklıma gelen bir mesele, Han ve Leia’nın Mara Jade’e bir türlü güvenmemeleri. Halbuki zaman çizelgesinde bu aşamada Mara yakın bir aile dostu değilse bile, güvenebileceklerini bildikleri bir müttefikti. Ancak Mara kısa sürede hangi tarafta olduğunu kanıtlıyor ve özellikle Selonian’larla olan görüşmelerde önemli rol oynuyor.
Corellia Sistemi’ndeki tüm ilginç mekanları birer birer ziyaret ederken; sistemin nüfusunun başlıca kısmını oluşturan(insanlardan sonra) Drall ve Selonian türleriyle tanışıyoruz. Özellikle Selonian ırkı son derece ilginç bir kültüre ve yaşam biçimine sahip. Bu da insanlarla iletişim kurma çabalarını bir hayli tuhaf ve hatta komik bir hale getiriyor. Üçlemenin başlıca selonian karakteri olan Dracmus ile Han arasındaki muhabbetleri okumak zevkliydi.
Üçleme yine bir dizi ilginç karakter yaratıyor ki, bunların en başta geleni hiç şüphesiz Thrackan Sal-Solo; Han’ın baba tarafından kuzeni. Irkçı gruplar arasında en etkili olan ve sorunun çoğunu çıkaran Human Leage’in lideri, hırslı, zalim ve fırsatçı biri. Ve pek çok yönden Han’a benziyor; sadece fiziksel olarak değil. Onda adeta, Han’ın karanlık taraf halini; onun başka bir yol izleseydi ne olmuş olabileceğini görüyoruz. Özellikle Assault At Selonia’da, sarhoş bir Thrackan ile Human League esiri Han arasındaki sahnelerin iyi yazıldığını düşünüyorum. Human League’ten bahsetmişken, bu gruba esir düşerseniz hiç korkmayın; kimseyi ellerinde tutamayacak kadar beceriksizler. Önce Han, sonra Leia ve Mara, en sonunda da Chewie ve Solo çocukları ayrı vakalarda fazla zorlanmadan bu sarhoş serserilerden kurtulabildiler! Öyle ki artık biraz saçma olmaya başladı ilerledikçe…
Diğer kayda değer yeni karakterler de Bakuralı amiral Ossilege, NRI ajanı Kalenda, Ebrihim ve onun egzentrik droidi Q9-X2 . Q9 cidden eşsiz bir droid, EU’da yaratılmış droid karakterler arasında en ilgi çekici olanlardan. Kaba, bencil ve bazen de paranoyak ve son derece sinir bozucu. Böyle fazla droid yok ortalıkta.
Bu üçlemdde benim en çok sevdiğim, ve olayın merkezini oluşturan öğe, Corellia Sistemi’nin inanılmaz sırlarıydı: Tüm bunlar üç kitap boyunca yavaş yavaş açığa çıktı. Beş gezegende de herkesin birden aramaya başladığı dev yeraltı odaları, ve eski Cumhuriyet’ten bile daha eski, esrarengiz Centerpoint istasyonu. EU’te bir aralar süper silah modası almış başını giderken ortaya çıkan Centerpoint o kadar eski, tuhaf ve bambaşka amaçlar için yapılmış ki, ona ‘klişe’ deyip geçmem mümkün olmadı (Kevin J. Anderson duysun bu dediklerimi). Ortada yıldızları yok etmekle tehdit eden bir silah var; ama kimse bunun ne olduğunu, nasıl çalıştığını ve arkasında kimler olduğunu bulamıyor.
Ve üçüncü kitapta, sürpriz bir ölüm… İlk kez The Truce At Bakura’da gördüğümüz Gaeriel Captison ve Bakuralılar üçlemede önemli rol oynuyorlar. Sebep: Cumhuriyet’in elinde gönderecek savaş gemisi bulunmaması! Bu üçlemedeki belki de en zayıf bahaneydi, öyle ki sebeplerinin daha sonra başka kaynaklarca açıklanması gerekti. Bu arada, her ne kadar interrdiction alanlarını delebilen yeni HIMS teknolojisi Allen’ın iyi bir buluşu olsa da, tam da Luke ve Lando’nun ödünç almaya gittikleri Bakura filosu tarafından geliştirilmiş olması da çok iyi tesadüf oldu hani! Brbirlerini 14 yıldır görmeyen, ayrı yollar çizmiş olan Luke ve Gaeriel’in karşılaşmaları dramatikti.
Ve Lando… Lando müthiş! Bu üçlemede okumaktan en çok keyif duyduğum karakter sanırım oydu. Önce Luke’u da peşinde sürüklediği ve komik talihsizliklerle karşılaştığı zengin eş arayışı, sonra Tendra’yla bulup nihayet çapkınlık yıllarının artık sona ereceği işaretlerini vermesi eğlenceliydi. Ama Lando özellikle Centerpoint ve Corellia’nın sırlarını çözerken parlıyor burada. Ne de olsa önceki yıllardan arkeoloji ve hazine avı konusunda çok tecrübesi var; bu bakımdan yazar onun karakterini çok iyi kullanmış.
Final biraz daha iyi olabilirdi.. En büyük sorunu üç küçük çocuğun çözmesi, diğer karakterlerin çaba ve fedakarlıklarından biraz götürüyor, ama uzay savaşı ve komploların hihayet açığa çıkışı heyecan vericiydi. Thrackan Sal-Solo da ölmeyerek ileride ilginç bir rakip olma potansiyelini koruyor. Genel olarak okumaya değer, eğlenceli bir üçleme. Tavsiye edilir; özellikle de New Jedi Order serisi kitaplara atlamayı düşünenlerdenseniz: Çünkü NJO’ın bazı kitapları Corellia Üçlemesinden öğelere ağır bir şekilde yer veriyor.
Cem Eğit