Padmé Amidala Naboo çapında o kadar çok saygı görüyordu ki tahttan inip gezegenini ve bağlı bulunduğu yldız sektörünü Galaktik Senato’da temsil etmeye başladıktan sonra bile önceden sadece kraliyet üyelerine ayrılan krom kaplamalı ve gösterişli yıldız gemilerinden biri hizmetine sunuldu.
Theed Hangarı’ndaki en son modellerden biri olan 39 metre uzunluğa ve 91 metre kanat açıklığına sahip bu özel yapım gemi Naboo geleneklerine sadık olarak silahsızdı, fakat galaksinin giderek tehlikeli bir yere dönüşmesi sebebiyle daima bir grup N-1 yıldız savaşçısı eşliğinde seyahat ediyordu. Hatta geminin geniş kanatlarında sadece bu amaç için tasarlanmış dört soket vardı. Naboo yıldızsavaşçıları kendi kapasitelerini aşacak kadar uzun süreli hiperuzay yolculuklarında kendilerini bu soketlere kenetleyerek kruvazör tarafından taşınabiliyorlardı.
Geminin mürettebatı 1 pilot, 1 yardımcı pilot ve opsiyonel olarak da 3 ilave görevli ile 5 astro-mekanik droidinden oluşuyordu. Gemi 4 önemli yolcu ile 6 muhafızı konfor içinde taşıyabiliyordu.
Naboo mühendisleri bu gemiyi dizayn ederlerken, Amidala’nın Kraliyet Gemisi’nin on yıl önceki Naboo istilası sırasında karşılaştığı sorunlardan gerekli dersleri almış bulunuyorlardı. Yeni geminin kalkan jeneratörleri daha güçlüydü ve motor kapasitesi de iki katına çıkarılmıştı. İki adet hiper-sürücü ünitesine sahipti ve bunlardan birinin devre dışı kalması durumunda gemi sadece bir tanesiyle hiperuzaya atlayışı gerçekleştirebiliyordu. Fakat tüm bu önlemler görkemli gemiyi Zam Wesell tarafından Coruscant’taki iniş platformuna yerleştirilip uzaktan kumandayla patlatılan bombadan kurtarmaya yetmedi.