Çıktığı Tarih : 1998
Yayın evi : Bantam Publishing
Yazar : Michael A. Stackpole
Zaman Çizelgesindeki Yeri : Endor’dan 7 yıl sonra
Bu kitabın ilk yarısı Jedi Academy üçlemesiyle aynı anda geçiyor, kalan ksmı ise bir kaç ay sonrasına dek uzanıyor. Ve bu kitabın en dikkat çekici özelliği, birinci kişinin görüş açısından yazılmış ilk ve tek Star Wars romanı olması. Bütün kitabı baş kahraman Corran Horn’un ağzından dinliyoruz.Daha önce bu şekilde yazılmış çeşitli Star Wars kısa öyküleri olmuştu, ama I, Jedi bu tarzdaki tek roman olma özelliğni koruyor.
X-Wing romanlarının ve çizgiromanlarının yazarı olan Michael A. Stackpole, kendi favori karakteri olan Horn’u kullanarak bu işi gerçekten çok iyi başarmış. Her ne kadar Corran Horn’un bazen can sıkıcı derecede üstün yenilmez herşeyi bilir gibi bir karakter olması kitabın tadını kaçırıyor olsa da gerek Stackpole’un benzeri bulunmaz hikaye anlatım tarzı, gerekse öykünün dinamikliği I,Jedi’yı yazılmış en iyi Star Wars kitaplarından biri yapmaya yetiyor.
Stackpole her zaman olduğu gibi Star Wars galaksisine diğer yazarlara göre daha ciddi ve somut bir bakış açısıyla yaklaşıyor, ama bu kesinlikle Star Wars ‘un temeli olan fantazi kavramını yoketme anlamında değil. Onun kitapları galaksiyi gerçekten var olan, içinde sıradan insanların da yaşadığı ve işleyen bir mekanizma olarak görmesinin sağlıyor okuyucunun.
Kitabın konusu da oldukça ilginç. Jedi Academy üçlemesiyle ilgili yorum yazarken Luke’un 12 örenciyle Jedi akademisi’nde eğitime başladığından bahsetmiştim. İşte Corran Horn bu 12 öğrenciden biri oluyor.
Horn’un keşfedilmemiş Force yetenekleri X-wing kitapları döneminde ortaya çıkmış, fakat Corran Rogue Squadron’da kalabilmek için şimdilik Luke’un onu eğitme teklifini reddetmişti. Fakat şimdi karısı Mirax Terrik eski bir İmparatorluk moff’u iken yıldız destroyeri Invidious’la korsanlığa başlayan Leonia Tavira hakkında bilgi toplama amaçlı bir görevde ortadan kaybolunca ve Yeni Cumhuriyet İstihbaratı da ona yardım etmeyi güvenlik sebeplerinden dolayı reddedince yeni açılan jedi eğitim merkezine katılmayı kabul ediyor.
Amacı Güç’le olan uyumunu arttırıp Mirax’ı bulup kurtarmaya çalışmak. Böylece kitabın ilk yarısı resmen jedi academy üçlemesindeki olayları Corran’ın gözünden yeniden anlatıyor. Bu biraz sıkıcı olabilir bazı okuyucular için, ama bana oldukça iyi geldi çünkü zaten Anderson’un o üçlemedeki tarzını sevmemiştim.
Kitabın biraz can alıcı olan kısmı da burada: Corran, Luke’a yaptığı hatalar konusunda bir güzel konferans çekiyor… bu adam kim ki Luke’a ders veriyor diyeceksiniz belki ama Jedi Academy Trilogy kitaplarında Anderson Luke’a öyle saçma sapan işler yaptırdı ki Corran’a biraz hak vermemek elde değil.
Corran Bundan sonra Akademi’den ayrılıyor ve karısını kurtarabilmek için yavaş yavaş Tavira’nın karmaşık korsan organizasyonuna sızmaya başlıyor. Ve asıl eğlence de bence buradan itibaren. Esasında tüm kitap bir adamın kendisini ve galaksideki yerini keşfetmesi üstüne kurulu. Corran mücadelesi sırasında gerçek bir karakter evriminden geçiyor ki Stackpole’un bu işin üstünden oldukça iyi geldiğini belirtmeliyim. Eğer final kısmı da biraz fazla aceleye getirilmemiş olsaydı kitap çok daha iyiydi. Tüm hikaye boyunca Tavira ve ona yardım eden esrarengiz kişilere karşı büyük bir son mücadele verileceği fikrine kapılıyorsunuz, ama bu pek de gerçekleşmiyor. neyse ki Luke da sonlara doğru Corran’ın yardımına koşup niçin usta olduğunu kanıtlıyor.
Sonuç olarak bu kitabı hararetle tavsiye ediyorum, Genişletilmiş Evrenin en iyilerinden biri. Ama tabii kusurlardan yoksun değil.
Cem Eğit
Birinci şahıs ağzından yazıldığı için ilk başta çok dikkatimi çeken bu roman konusuyla istediğimi versede ilk 300 sayfanın akademi üçlemesinin bir özeti oluşuyla malesef beni çok büyük hayal kırıklığına uğrattı.
İkinci bir şoku da hikayenin sonlara doğru hızlanarak bir kaç sayfada bir anda bitmesiyle yaşadım.
Onur Kaya